Göktürkler nedir? Göktürkler hakkında bilgi

!pek

!pek

Admin
Göktürkler veya Kök-Türkler Orta Asya ve Çin'de yaşamış Türk toplumu. Göktürkler inanç ve düşünce yapılarına göre Göktanrı (Tanrı veya Tengri) tarafından devlet kurma görevinin kendilerine verildiğine inanır ve bu doğrultuda hareket ederlerdi. Bu yüzden kendilerini Göktürk olarak tanımlamışlardır. Türk adı ilk kez Göktürkler dönemine ait Orhun Yazıtları'nda geçmektedir. İlk defa Türk adını taşıyan Türk devletidir. Göktürkler, Türklerin atlı uygarlık ya da bozkır uygarlığından yerleşik uygarlığa geçiş döneminde, Türk boylarının başına geçerek hüküm süren bir hakan sülalesidir (552-745). Kurdukları devlete de Göktürk Devleti denir.

Asya Büyük Hun İmparatorluğundan sonra, her bakımdan temsil ettiği Türk kültürü itibariyle ikinci "süper" Türk imparatorluğu niteliğinde olan Gök-Türk hakanlığı, "Türk" sözünü ilk defa resmi devlet adı olarak benimsemekle, bütün bir millete ad vermek şerefini kazanmış, Doğu Sibiryadaki Yakut Türkleri ile batıda Ogur (Bulgar) Türklerinin bir kısmı dışındaki Türk asıllı bütün kütleleri kendi idaresinde birleştirmiştir. Hakanlığın yıkılmasından sonra bir yelpaze gibi açılarak dört tarafa yayılan çeşitli Türk zümreleri gittikleri yerlerde Türk" adını ve Gök-Türk idari, siyasi ve iktisadi geleneklerini yaşatmışlardır. Yine bütün bu Türklerin tarihinde Gök-Türk teşkilatının, edebiyatının, töre ve hayat telakkisinin izleri görülmüştür. Gök-Türklerden sonraki çağlarda, R Türkçesi (Ogur lehçesi) müstesna, bütün Türk lehçe ve ağızları Gök-Türk Türkçesinin damgasını taşır. Doğudan batıya: Orta Asya, Türkistan, Maveraünnehir, Kuzey Hindistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye ve Balkan Türkleri, Gök-Türkler yolu ile Türktür.

Bizim bugün diğer Türk devlet ve zümrelerinden ayırdetmek üzere Gök-Türk (Kök-Türk) dediğimiz bu topluluk ve devletin adı "Türk" veya "Türük" idi. Ancak, kitabelerin bir yerinde, kendini Gök-Türk olarak tanıtmıştır ki, "Göke mensup, ilahi Türk" manasına gelen bu tabir, V. Thomsene göre hakanlığın parlak devresine işaret etmekte olmalıdır (herhalde Mu-kan Kağan zamanı).

Gök-Türk hakanlığı çağında, daha doğrusu 6.-9. asırlarda Orta Asyada tarihi rol oynayan toplulukların, çeşitli adlar altında gruplaşan Tölesler olduğu anlaşılmaktadır. Türkçe Töles kelimesi, ihtimal "asıl, kök, temel" manalarına gelmektedir. (Bk. L. Bazin, Les Calendriers..., s. 661, 667.)

Tölesler (Tölös, Tolis, Çincede Tie - lo, Tieh - le), Çin kaynaklarında eski Hun boylarından olarak zikredilen ve bütün Orta Asyaya yayılmış kalabalık Türk kütleleri bütünüdür. Sui-shuda (Çin Sui hanedanının 581-618 yıllığı) 50 kadar kabilesi sayılmakta ve şöyle sıralanmaktadır: 1i Baykal gölünün kuzeyinde, 5i Tola ırmağı kuzeyinde, 5i Tanrı dağları kuzey eteğinde, 9u Altayların güneybatısında, 4ü Kang (Semerkant havalisi) krallığının kuzeyinde, 10u Seyhun boyunda, 4ü Hazarın doğusu ve batısında, 6sı Fu-linin (Bizans) doğusunda". Ancak Baykal gölünden Karadenize kadar yayılan bu toplulukların hepsini de Türk menşeli saymak doğru olmasa gerektir. En batıda gösterilen bazılarının (mesela Alanlar) İranlı oldukları biliniyor. Wu-hunlar (=Ugor) da Urallı bir kavim grubudur. Ayrıca, Ogur boylarının da Tieh-leler olarak zikredildiği anlaşılmaktadır. Töles boylarının, taşıdıkları adlar henüz tamamen çözülememiş olmakla beraber, Hunlardan geldikleri ve umumiyetle dil ve örflerinin Gök-Türklerinkinin aynı olduğu belirtilmiştir. Bazı Çin kayıtlarına göre, Tabgaçlar devrinde (386-534), yüksek tekerlekli araba kullandıklarından dolayı Kao-kü (Chao-che = yüksek tekerlek) diye adlandırılan bir kısım Töles kabileleri, diğer Türkler gibi kendilerini kurt atadan türemiş kabul ederlerdi. Ayrıca, Tang-shuda (Çin Tang sülalesi 618-906 yıllığı) da 15 Töles kabilesinin adlan verilmiştir. Gök-Türk hakanlığı zamanında Orta ve Doğu Asyada gruplaşan Tölesler ile diğer ilgili bölgelerdeki topluluklar şunlardır:

1. Tarduşlar (Çincede Sie Yen-to, Hsieh Yen-to. Hsie/ = Sir/ Yen-to = Tarduş?). Töles kabilelerinden bir grup (herhalde Tarduş: Hakan Tar-dunun unvanı ile anılanlar: Batı Gök-Türkleri= On-oklar) Altayların batısında oturmakta olup Töleslerin en zengin ve kuvvetlileri olarak gösterilirler.

2. Uygurlar. Töleslerden bir kütle. Tola ırmağının kuzey sahasında yer almışlardı.

3. On-Oklar (ihtimal "Tarduş" diye de adlandırılan Töles grubu), Altaylardan Seyhun (Sirüderya) yakınlarına kadar uzanan geniş bölgede görünüyorlar. Çu ırmağı - Isıkgöle göre, 5i doğuda To-lu (sol kanat), 5i batıda Nu-çi-pi (sağ kanat) adı ile 10 kabileden kurulu olup, "Batı Gök-Türkleri" diye de anılmışlardır. Türgişler, To-lulardan idiler. Ayrıca bunlardan bir kısmı Çu-yüe (Çiğil?) ve Çu-mi (Çumul) adları ile anılan Türk kabileleri ile birlikte 630u takip eden yıllarda, Gök-Türk hakanlığının fetret devresinde, Beş-balık civarındaki kurak bozkırlara çekilmişler ve Şa-to (Çince çöl veya Türkçe sadak? Veya Çiğiller?) adını almışlardır.

4. Karluklar. Altayların batısında idiler.

5. Oğuzlar (630dan sonra bu adla ortaya çıkan Töles boyları.) Selenga ırmağı - Ötüken bölgesinde oturuyorlardı.

6. Doğu Avrupada Türk toplulukları: Avarlar, Hazarlar, Ogurlar, Peçenekler ve ihtimal Kıpçak-Kumanlar vb.

7. Kırgızlar. Baykalın batısında, Yenisey nehrinin kaynakları bölgesinde idiler.

8. Basmıllar (Çincede Pa-si-mi). İdi-kutunun (hükümdar) Türk olduğu belirtilen bu kavmin aslen yabancı olup, Türklerle karıştığı ileri sürülmüştür. Daha ziyade İç Asyada Beş-balık havalisinde görünmektedirler.

9. Ki-tan, Tatabı, Dokuz-Tatar, Otuz-Tatar gibi Moğol soyundan kabileler doğu bölgesinde Kerulen ve Onon nehirleri havalisinde bulunuyorlardı.

Ancak, hatırlatmak gerekir ki, bütün bu topluluklar, zaman zaman yer değiştirmekte, arada bir çözülen boylardan yeni birlikler meydana gelmekte, hulasa oynak kütleler teşkil etmekte idiler. Yine görülmektedir ki, Tarduş, Uygur, On-ok, Oğuz, Ogur, Hazar vb isimler Türk soyundan gelen kütlelerin türlü teşkilatlanmalar dolayısıyla aldıkları adlardan ibarettir. "Türk" de, bilinen manası ile önceleri belirli bir topluluğun (Aşına ailesi etrafında toplananların) adı iken sonraları yaygınlaşmıştır.

Gök-Türkler, Çin kaynaklarının açıkça belirttikleri üzere, Asya Hunlarından iniyorlardı. Başbuğ ailesi olan Aşına soyunun bir dişi kurttan türediğine dair o çağda pek yaygın olduğu anlaşılan rivayetler, Gök-Türklerin erken tarihini efsanelerle karıştırmaktadır. Ancak kurttan-türeme geleneğinin, Asya Hunları arasında da mevcut olması ve kurt atanın Türkleri dar, geçilmez yollardan selamete ulaştırdığı (Bozkurt Destanının aslı) rivayetinin Hunlarda görülmesi, Gök-Türklerin Hunlara nispetini ortaya koymaktadır. Aşına ailesinin, yalnız bir erkek çocuk hayatta kalmak üzere, katliama uğramış olduğu rivayetini, Tsü-kü (aslında Asya Hun devletinde bir unvan) adlı Hun ailesine mensup Meng-sün tarafından kurulan Kuzey Liang Hun Devletinin, 439da Tabgaçlar tarafından yıkılması hadisesine bağlamak mümkündür. Sui-shuya (Çin yıllığı, 581-618) göre, bu Hun devletinde idareyi elinde tutan Tsü-kü (Chü-chü)ler imha edildiği zaman, A-shih-na (Aşına) kolu, 500 ailelik bir kütle halinde, Kan-su bölgesinden göçerek, Juan-juanlara sığınmışlardı. Gök-Türklerin nüvesini teşkil ettiği belirtilen ve Meng-sünün oğlu An-çu ve sonra torunu Şunun öldürülmesi üzerine önce Hsi-haida iken sonra Altaylara nüfuz eden bu kütle, Chü-chüler (Tsü-kü) yolu ile de Asya Hunlarına bağlanmaktadır ve hatta, bu kısa göç hareketini idare eden Aşına soyunun, Güney Hun tanhuları yolu ile Mo-tunun mensup olduğu ünlü Tu-ko (Tu-ku) ailesinden gelmesi kuvvetle muhtemeldir. Kurt ata inancı dolayısıyla Gök-Türk hakanlık belgesi, altından kurt başlı sancak (tuğ) olmuştur.

Göktürklerin Tarihi



Göktürk Kağanlığı 552 - 745 yılına kadar varlığını sürdürdü. Çinin Sien-pi kökenli Kuzey Zhou, Kuzey Qi, Sui ve Tang hanedanları ile uzun süre savaşmıştı.

Kardeş kavgaları, iç savaşlar ve Çinliler ile olan uzun savaşlar devletin yıkılmasına neden oldu. Yine de Türk toplumu tarafından kurulmuş olan bu Kağanlık Asya tarihinde kalıcı izler bıraktı.

Göktürk Tarihi (552 - 745) I. Göktürk Kağanlığı (552–581) I. Göktürk Kağanlığının Bölünmesi (581–603) Doğu Göktürk Kağanlığının Çöküşü (603–630) Batı Göktürk Kağanlığının Çöküşü (603–659) II. Göktürk Kağanlığı (681–745)

I. Göktürk Kağanlığı (Doğu-Batı Kağanlıkları)

Göktürk Kağınlığı, VI.yüzyılın ortasında, Asyanın doğusunda Çin devletinin, batısında Sasani-İran devletinin sınırladığı İç Asya bozkırlarında, doğuda Avarlar, batıda Eftal / Ak Hunlar ile yapılan mücadeleler sonucunda ortaya çıktı. İlk Kağanları doğu kanadını yöneten Bumin Kağan, batı kanadını yöneten kardeşi İstemi Kağandır.

İli derleyen ve bu nedenle İliğ Kağan diye de adlandırılan Bumin Kağanın ölümünden sonra yerine oğlu Ko-lo/Kara Kağan geçtiyse de iktidarı kısa sürdü. Bir yıl sonra Mukan Kağan devletin başına geçti. Mukan Moğol soylu Kitanları yenerek Doğu Göktürk Devletinin sınırlarını Büyük Okyanusa kadar genişletti. Mukandan sonra tahta Ta-po/Taspar Kağan geçti. Ta-po, Budizmi kabul eden ve Çini baskı altında tutan yönleriyle sivrildi.

Doğuda bunlar olup biterken batıdaki sınırlarını Kırıma kadar genişleten İstemi Kağan öldü. Yerine oğlu Tardu Kağan geçti. Tardu, 603 yılına kadar hükümdarlığını sürdürdü.

Doğuda Ta-ponun ölümü üzerine tahta çıkan To-lo-pien (ya da sonraki adıyla Apa Tarkan) toyda / kurultayda yapılan kengeşte (müzakere) onaylanmadı. Yerine Ta-ponun yeğeni Şa-po-lio / İşbara Kağan ilan edildi. Çin politikalarının da tesiriyle batı kağanı Tardu, To-lo-pieni destekledi.} İşbaranın Apanın annesini öldürtmesi} doğu ile batı arasındaki ilişkileri bir daha düzelmemek üzere bozdu;} iki budun artık birbirlerine düşman hale geldi.

Tardunun ölümünden sonra Batı Göktürkleri, güçlerinin zayıfladığının bir göstergesi olan, yabguluk ve şadlık adları altında Aşena ailesine mensup kişilerce yönetildikten sonra 630 yılında Çin egemenliğine girdi. Bundan sonra On Oklar adını alarak Türgiş boyunun önderliğindeki boylar federasyonu şeklinde yüzyılın sonuna kadar Çin hakimiyetinde kaldılar.

Doğu Göktürk Kağanlığı ise, Şi-pi Kağannın 618de ölümüne kadar benliklerini korudular. Ondan sonra görülen Hie-li / İliğ Kağan Çinin başkentini kuşattı ise de tutsak alındı; esarette ölmesiyle I. Göktürk Kağanlığı tamamen yıkılmış oldu (630).

Aynı tarihte Çin İmparatoru Tai-tsung kendisini Türklerin Gök Kağanı ilan ediyordu. Hakanlığa bağlı Türk ve yabancı boylar etrafa dağılmaya başladılar, bunlardan bir kısmı ise Çine sığındı. 50 yıl süren esaret hayatında Türk budununu toparlama çalışmaları ve Çine karşı başkaldırma hareketleri (isyanlar) gözlenir. Bunların en ünlüsü 639da Gök-Türk prensi "Kür Şad"ın ihtilal denemesidir.

''1. Göktürk Kağanlığının doğu kanadı yönetimi:'' Bumin, Kolo, Mukan, Tapo, İşbara (581- 582 bölünme - 587) ''1. Göktürk Kağanlığının batı kanadı yönetimi:'' uzun ömürlü İstemi Yabgu, Tardu (Tardu zamanında bölünme)

II.Göktürk Kağanlığı (Kutluk Dönemi)

681 yılında Aşena ailesinden Kutluk Kağan, Çinin kuzeyine yerleşmiş Türk boylarını yeniden toparlamayı başardı. Çin, Kitan ve Dokuz Oğuzlar / Uygurlar ile yapılan savaşlar sonucunda Ötüken ormanında Göktürk Kağanlığı yeniden güçlendi. Kutluk, ili (devleti/ulusu) yeniden derlediği için İlteriş (ili derleyen) adını aldı.

692de ölen İlterişin yerine kardeşi Kapgan/Kapağan (Günümüz Türkçe karşılığı kapan=alan=Fatih) kağan oldu. Devlet kurulduğundan beri kağanlık danışmanı olan Tonyukukun da bulunduğu Kitana Tatabilere, Basmıllara, Çiklere, Azlara, Bayırkulara, Türgişlere/On Oklara (Batı Göktürk budunu, Kitabelerde sürekli Türgiş Kağanı Türküm, budunum idi ifadeleri bununla ilgilidir), Kırgız ve Dokuz Oğuzlara yapılan seferlerle II. Göktürk Kağanlığının sınırları Okyanustan Maveraünnehirdeki Temir Kapığ/Demirkapıya kadar ulaştı. İpek Yolunun büyük bir kısmı denetim altına alınmış oldu.

Kapganın, Bayırkuların kurduğu bir pusuda öldürülmesi üzerine Göktürk Kağanlığının başına oğlu inel (ya da ünal) geçti.Ancak kutlukun oğlu bilge, inelin kağanlığını kabul etmedi.Boy begleri (beyleri) bilgeyi kağan ilan etti.İnel kabul etmese bile öldürüldü.Yeni kağan başa geçince kardeşi Kül Tigine ordunun komutanlığını verirken, Tonyukuka vezirlik görevini verdi. Onun dönemi de amcası dönemindeki gibi devletin egemenliğindeki boyların başkaldırılarıyla geçti. Çinin desteklediği Uygur-Karluk-Basmıl bağlaşmasının Ötükene yönelik sürekli saldırıları, İpek Yolunun kilit noktası olan Çungaryanın Çinin denetimine geçmesi ve batıda On Ok budununu hakimiyetine alan Türgişlerin gün geçtikçe güçlenmesi neticesinde II. Göktürk Kağanlığı çöküşe sürüklendi. Bilge Kağanın, danışmanı Tonyukuku ve küçük kardeşi Kül Tigini kaybetmesinden sonra zehirlenerek} öldürülmesi üzerine yerine geçen Tengri Kağan çocuk yaştaydı. Onun kağanlığına karşı gelen Ozmış da ülkeyi toparlayacak güçte değildi. Nihayet Uygurlar 745te Ötükene girerek Göktürk Kağanlığına son verdiler.

İdare Ve Ordu

Devleti Kağan ünvanlı hükümdar yönetirdi. Kağanda 'Bilge''lik, ''Alp''lık ve ''Erdem''lilik özellikleri aranırdı. İl denilen ülkeyi bilgili, kahraman, özü sözü doğru, erdemli devlet başkanı yönetirdi. Kağan'ın vazifeleri arasında savaş gücüyle devleti kurma ve düzene koyma, yeni alınan yerlere iskan, ''''töre'''' yani kanunları düzenlemek, halkı doyurup giydirmek vardı.Ülke geniş bölge teşkilatı gereğince Doğu ve Batı olmak üzere ikili devlet sistemine göre idare edilirdi.

Kağanın eşine Katun denirdi.Kağandan sonra gelen en yüksek rütbe Yabguluktur. Göktürkler, devlet idaresinin en soylu, tecrübeli Türk boylarının elinde kalmasına dikkat etmişlerdir.Önceleri sayısı bir olan Yabgu’ya, devlet genişledikçe ihtiyaç çoğalmış, Batı Türkistan gibi bölgelere de yenileri atanmıştır. Şehzadelere Tigin veya Tegin, Şad; eşlerine de Konçuy adı verilirdi. Tiginler, genel valilik, başkomutanlık gibi önemli memuriyetleri yaparlardı. Boy hükümdarına 'Kan (Han)'' denmektedir. Tarkan, Çur, Apa, Tudun, büyük memuriyetlerdendir.

Göktürk ordusu, yükselme döneminde Asya’nın en güçlü askeri kuvvetiydi. Ordunun üçte ikisi süvari, biri de piyadeydi. Akınlarda ve savaşlarda süratli hareket etmek esastı. Gece ve gündüz sıkı yürüyüşle yol alan ve atlarına nöbetle binen Türk süvarisi, hiç ümit edilmedik anda, hiçbir haber alma şansı bırakmadan düşman ordusuna saldırırdı. Savaşta düşman asker miktarı yüzbinleri bulursa, Türk ordusu kırdırılmazdı. Bozkır taktiği ile ilk önce geri çekilinirdi. Merkez üssünden ayrılan düşman, vurkaç ve gerilla savaşı ile yıpratılıp, ani baskınla yok edilirdi.Göktürklerin bayrak ve tuğlarının tepesinde altından yapılmış kurt başlı heykel bulunurdu. Tuğ ile davul da bağımsızlık sembolleriydi. Göktürklerin başkenti Ötüken’dir. Burası Orhun Irmağı ile Selenge Irmağının Tarim kolu arasında, ormanlar içinde bitki örtüsü ve suyu bol bir şehirdi. Ötüken’den başka Barshan, Çargelen-Çumgal, Çaldıvar, Atbaş, Şirdakbeg, Nanageldi, Fergana, Yassıkugart, Çikircik başlıca Göktürk şehirleridir.

Göktürklerde karar, seçim, insan ve hayvan sayımı için ziyafetli devlet meclisi mahiyetinde Kengeş Meclisi toplanırlardı.

Tuğ

Doğu Göktürk kağanlarından Şipi Kağan (609-619), Suy Hanedanın son ve Tang Hanedanı’nın ilk yıllarından Çin’in iç siyasetine müdahale etmiştir. 617 yılında Çin otoritesine karşı isyan eden Çinli general Liang Şitu’na kendi askerlerini komuta ettirmiş ve Tadu Bilge Kağan unvanı ve kurt başlı tuğ (Çince: pinyin: láng tóu dào)’u armağan vermiştir. Aynı şekilde Liu Vuşu’a Dayan Kağan unvanı ve kurt başlı tuğu vermiştir.

Sanat Ve Edebiyat

Orta Asyada yapılan araştırma ve kazılarda Göktürkçe yazılı eserler bulunmuştur. Para, taş ve ağaç üzerine yazılan metinlerden, para ve taşlar üzerine yazılanlar günümüze kadar gelmiştir.İlk Türk abidelerinde yazılara altıncı yüzyılda rastlanmıştır. Bunlar kısa metinlerdir. Elde kalan Bengü Anıtları, Orhun Yazıtları veya Türük Bengü Taşları da denen üç büyük yazıttır. Taşların üzeri oyulmak suretiyle yazılmıştır. Bu yazıtlar; Göktürk Kağanı Bilge Kağan, Kül Tigin ve Vezir Bilge Tonyukuk adlarına yazılıp, dikilmiştir. Yazıtlar kireç taşına yontularak yazıldığından zaman ve açık havanın tahribatına maruz kalıp, bozulmuştur. Bu yüzden bazı satırları ve birçok kelimeleri okunamaz durumdadır. Kül Tigin kitabesi, içlerinde en az tahribata uğrayanıdır.

Orhun abidelerinin yazıldığı Göktürk alfabesi 38 harflidir.Türklerin milli alfabesi olan bu yazı sisteminde 4 sesli, 9 birleşik, 25 de sessiz harf bulunmaktadır.Kelimeler birbirinden iki noktayla ayrılır. Türklerin İslam dinini kabülünden önce yazılan Orhun abideleri, muhteva olarak Türk tarihi ve kültürü bakımından önemlidir. Abidelerde; Türklerin yabancıların siyasetine alet olduğu zamanlarda bozulduğu, devlet kademelerinde bilgili ve ehil olmayan kadronun iş başına getirildiği zaman idare mekanizmasının iyi çalışmayıp, ahalide hoşnutsuzluk görüldüğü, yabancı kültürünün Türk birliğini zedeleyip, şahsiyetini kaybettirdiği, hitabet sanatına uygun bir anlatımla verilmiştir.Türk milletinin en zor şartlarda bile içinden kuvvetli şahsiyetler çıkıp, ülkeyi kurtarıp, devleti yeniden kurup, güçlendirdiği anlatılan abidelerde, devlet tecrübesi yanında Türklüğün, bağımsızlık fikrine yer verilmiştir.Ayrıca bu, kağanların millete hesap vermesidir.

Bilge Kağan abidesinde bugünkü dille şöyle denmektedir:

''''Türk Oğuz Beyleri, işitin! Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, ilini töreni kim bozabilir.''''


''''Ey Türk Milleti! Kendine dön.Seni yükseltmiş Bilge Kağanı’na, hür ve müstakil ülkene karşı hata ettin, kötü duruma düşürdün.''''


''''Milletin adı, sanı yok olmasın diye, Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım.Kardeşim Kül Tigin ve iki Şad ile ölesiyle bitesiye çalıştım...''''


Bu kağanlık sadece Asya tarihini değil Türk siyasi tarihini ve aydınlatan anıtlar bıraktı, Orhun yazıtları. Göktürklerin Göktanrı olarak adlandırılan bir inanca sahip oldukları tarih araştırmacıları tarafından dile getirilmektedir. Orhun yazıtları bu görüşü doğrulamaktadır. Müslüman olmadan önce tarihte ilk kez Türk adını devlet adı olarak kullanmış Göktürklerin dini Göktanrı diniydi.

Dil örnekleri klasik eski Türkçe kültürü (Göktürk 6/7/8yy. ile Orhun yazıtları) ve Türkiye Türkçesi kültürü

Göktürklerin Kuruluş Mitolojisi

Çin yazılı kaynaklarına göre (550-557 yılın tarih kronikileri), Göktürklerin kökleri Orta Asya Hunlardan gelir. Göktürklerde hükümdar soyunun adı yazılı Çin kaynaklarına ve Türk sözlü geleneğine göre Asen (Asena veya Zena) 阿史那 dir.Bu kaynaklarda Göktürk Kağanlığını kuran Asena veya Zena ailesi kendi tanımlamada dişi bir kurdun soyundan geldiği anlatılmaktadır. Asena/Aşina/Zena/Aşına ailesinin, yalnız bir erkek çocuk hayatta kalmak üzere, katliama uğramış olduğu söylencesinde Göktürklerin erken tarihinde bir soyun topluca kıyımının toplumsal bilinci etkilediği bilinmemektedir.

Devletin doğu kanadını yöneten İşbara



İşbaranın bir sözü: ''''Size bağlı kalacak, haraç verecek kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi değiştiremem.Dalgalanan saçlarımı sizinkine benzetemem. Halkıma çin giysileri giydiremem. Adetlerimizi, kanunlarımızı değiştiremem. İmkan yoktur.Çünkü bu bakımlardan milletim fevkalade hassastır, adeta çarpan tek bir kalp gibidir.''''}

Bizans elçisine verilen cevap: ''''O Romalılar siz değil misiniz ki on dille konuşursunuz ve herkesi aldatırsınız? Siz Romalılar niçin bizim elçilerimizi Kafkaslar üzerinden Bizansa götürüyorsunuz ve Romaya gidilecek başka yol yoktur diyorsunuz? Yani biz, yollar geçilmez, her taraf arızalı, dağlık taşlık zannedelim de Roma İmparatorluğuna hücum etmeyelim mi? Böyle düşüneceğimizi mi sanıyorsunuz? Fakat biz Dinyeper nehrinin nerede bulunduğunu, Tunanın nereye aktığını iyi biliriz'}

Göktürklerin Türk tarihine katkıları

Göktürk alfabesini geliştirmişlerdir. Orhun hitabelerini miras bırakmışlardır.

Ayrıca bakınız

Doğu Göktürk Kağanlığı Batı Göktürk Kağanlığı İkinci Göktürk Kağanlığı Göktürk yazıtları

Göktürkler ile ilgili başlıklar

Batı Göktürk Devleti Batı Göktürk Hakanlığı Batı Göktürk İmparatorluğu Batı Göktürk Kağanlığı Doğu Göktürk Devleti Doğu Göktürk Hakanlığı Doğu Göktürk İmparatorluğu Doğu Göktürk Kağanlığı Göktürk abecesi Göktürk Abideleri Göktürk Alfabesi Göktürk Devleti Göktürk Imparatorlugğu Göktürk İmparatorluğu Göktürk kağanlar listesi Göktürk Kağanlığı Göktürk Kitabeleri Göktürk Yazıtları Göktürk Yazıtlarının önemi Göktürkçe Göktürkler İmpararorluğu I. Göktürk Hakanlığı II. Göktürk Hakanlığı İkinci Göktürk İmparatorluğu İkinci Göktürk Kağanlığı
İlk defa Türk adını taşıyan Türk devletidir. Göktürkler, Türklerin atlı uygarlık ya da bozkır uygarlığından yerleşik uygarlığa geçiş döneminde, Türk boylarının başına geçerek hüküm süren bir hakan sülalesidir (552-745). Kurdukları devlete de Göktürk Devleti denir.

Asya Büyük Hun İmparatorluğundan sonra, her bakımdan temsil ettiği Türk kültürü itibariyle ikinci "süper" Türk imparatorluğu niteliğinde olan Gök-Türk hakanlığı, "Türk" sözünü ilk defa resmi devlet adı olarak benimsemekle, bütün bir millete ad vermek şerefini kazanmış, Doğu Sibiryadaki Yakut Türkleri ile batıda Ogur (Bulgar) Türklerinin bir kısmı dışındaki Türk asıllı bütün kütleleri kendi idaresinde birleştirmiştir. Hakanlığın yıkılmasından sonra bir yelpaze gibi açılarak dört tarafa yayılan çeşitli Türk zümreleri gittikleri yerlerde Türk" adını ve Gök-Türk idari, siyasi ve iktisadi geleneklerini yaşatmışlardır. Yine bütün bu Türklerin tarihinde Gök-Türk teşkilatının, edebiyatının, töre ve hayat telakkisinin izleri görülmüştür. Gök-Türklerden sonraki çağlarda, R Türkçesi (Ogur lehçesi) müstesna, bütün Türk lehçe ve ağızları Gök-Türk Türkçesinin damgasını taşır. Doğudan batıya: Orta Asya, Türkistan, Maveraünnehir, Kuzey Hindistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye ve Balkan Türkleri, Gök-Türkler yolu ile Türktür.

Bizim bugün diğer Türk devlet ve zümrelerinden ayırdetmek üzere Gök-Türk (Kök-Türk) dediğimiz bu topluluk ve devletin adı "Türk" veya "Türük" idi. Ancak, kitabelerin bir yerinde, kendini Gök-Türk olarak tanıtmıştır ki, "Göke mensup, ilahi Türk" manasına gelen bu tabir, V. Thomsene göre hakanlığın parlak devresine işaret etmekte olmalıdır (herhalde Mu-kan Kağan zamanı).

Gök-Türk hakanlığı çağında, daha doğrusu 6.-9. asırlarda Orta Asyada tarihi rol oynayan toplulukların, çeşitli adlar altında gruplaşan Tölesler olduğu anlaşılmaktadır. Türkçe Töles kelimesi, ihtimal "asıl, kök, temel" manalarına gelmektedir. (Bk. L. Bazin, Les Calendriers..., s. 661, 667.)

Tölesler (Tölös, Tolis, Çincede Tie - lo, Tieh - le), Çin kaynaklarında eski Hun boylarından olarak zikredilen ve bütün Orta Asyaya yayılmış kalabalık Türk kütleleri bütünüdür. Sui-shuda (Çin Sui hanedanının 581-618 yıllığı) 50 kadar kabilesi sayılmakta ve şöyle sıralanmaktadır: 1i Baykal gölünün kuzeyinde, 5i Tola ırmağı kuzeyinde, 5i Tanrı dağları kuzey eteğinde, 9u Altayların güneybatısında, 4ü Kang (Semerkant havalisi) krallığının kuzeyinde, 10u Seyhun boyunda, 4ü Hazarın doğusu ve batısında, 6sı Fu-linin (Bizans) doğusunda". Ancak Baykal gölünden Karadenize kadar yayılan bu toplulukların hepsini de Türk menşeli saymak doğru olmasa gerektir. En batıda gösterilen bazılarının (mesela Alanlar) İranlı oldukları biliniyor. Wu-hunlar (=Ugor) da Urallı bir kavim grubudur. Ayrıca, Ogur boylarının da Tieh-leler olarak zikredildiği anlaşılmaktadır. Töles boylarının, taşıdıkları adlar henüz tamamen çözülememiş olmakla beraber, Hunlardan geldikleri ve umumiyetle dil ve örflerinin Gök-Türklerinkinin aynı olduğu belirtilmiştir. Bazı Çin kayıtlarına göre, Tabgaçlar devrinde (386-534), yüksek tekerlekli araba kullandıklarından dolayı Kao-kü (Chao-che = yüksek tekerlek) diye adlandırılan bir kısım Töles kabileleri, diğer Türkler gibi kendilerini kurt atadan türemiş kabul ederlerdi. Ayrıca, Tang-shuda (Çin Tang sülalesi 618-906 yıllığı) da 15 Töles kabilesinin adlan verilmiştir. Gök-Türk hakanlığı zamanında Orta ve Doğu Asyada gruplaşan Tölesler ile diğer ilgili bölgelerdeki topluluklar şunlardır:

1. Tarduşlar (Çincede Sie Yen-to, Hsieh Yen-to. Hsie/ = Sir/ Yen-to = Tarduş?). Töles kabilelerinden bir grup (herhalde Tarduş: Hakan Tar-dunun unvanı ile anılanlar: Batı Gök-Türkleri= On-oklar) Altayların batısında oturmakta olup Töleslerin en zengin ve kuvvetlileri olarak gösterilirler.

2. Uygurlar. Töleslerden bir kütle. Tola ırmağının kuzey sahasında yer almışlardı.

3. On-Oklar (ihtimal "Tarduş" diye de adlandırılan Töles grubu), Altaylardan Seyhun (Sirüderya) yakınlarına kadar uzanan geniş bölgede görünüyorlar. Çu ırmağı - Isıkgöle göre, 5i doğuda To-lu (sol kanat), 5i batıda Nu-çi-pi (sağ kanat) adı ile 10 kabileden kurulu olup, "Batı Gök-Türkleri" diye de anılmışlardır. Türgişler, To-lulardan idiler. Ayrıca bunlardan bir kısmı Çu-yüe (Çiğil?) ve Çu-mi (Çumul) adları ile anılan Türk kabileleri ile birlikte 630u takip eden yıllarda, Gök-Türk hakanlığının fetret devresinde, Beş-balık civarındaki kurak bozkırlara çekilmişler ve Şa-to (Çince çöl veya Türkçe sadak? Veya Çiğiller?) adını almışlardır.

4. Karluklar. Altayların batısında idiler.

5. Oğuzlar (630dan sonra bu adla ortaya çıkan Töles boyları.) Selenga ırmağı - Ötüken bölgesinde oturuyorlardı.

6. Doğu Avrupada Türk toplulukları: Avarlar, Hazarlar, Ogurlar, Peçenekler ve ihtimal Kıpçak-Kumanlar vb.

7. Kırgızlar. Baykalın batısında, Yenisey nehrinin kaynakları bölgesinde idiler.

8. Basmıllar (Çincede Pa-si-mi). İdi-kutunun (hükümdar) Türk olduğu belirtilen bu kavmin aslen yabancı olup, Türklerle karıştığı ileri sürülmüştür. Daha ziyade İç Asyada Beş-balık havalisinde görünmektedirler.

9. Ki-tan, Tatabı, Dokuz-Tatar, Otuz-Tatar gibi Moğol soyundan kabileler doğu bölgesinde Kerulen ve Onon nehirleri havalisinde bulunuyorlardı.

Ancak, hatırlatmak gerekir ki, bütün bu topluluklar, zaman zaman yer değiştirmekte, arada bir çözülen boylardan yeni birlikler meydana gelmekte, hulasa oynak kütleler teşkil etmekte idiler. Yine görülmektedir ki, Tarduş, Uygur, On-ok, Oğuz, Ogur, Hazar vb isimler Türk soyundan gelen kütlelerin türlü teşkilatlanmalar dolayısıyla aldıkları adlardan ibarettir. "Türk" de, bilinen manası ile önceleri belirli bir topluluğun (Aşına ailesi etrafında toplananların) adı iken sonraları yaygınlaşmıştır.

Gök-Türkler, Çin kaynaklarının açıkça belirttikleri üzere, Asya Hunlarından iniyorlardı. Başbuğ ailesi olan Aşına soyunun bir dişi kurttan türediğine dair o çağda pek yaygın olduğu anlaşılan rivayetler, Gök-Türklerin erken tarihini efsanelerle karıştırmaktadır. Ancak kurttan-türeme geleneğinin, Asya Hunları arasında da mevcut olması ve kurt atanın Türkleri dar, geçilmez yollardan selamete ulaştırdığı (Bozkurt Destanının aslı) rivayetinin Hunlarda görülmesi, Gök-Türklerin Hunlara nispetini ortaya koymaktadır. Aşına ailesinin, yalnız bir erkek çocuk hayatta kalmak üzere, katliama uğramış olduğu rivayetini, Tsü-kü (aslında Asya Hun devletinde bir unvan) adlı Hun ailesine mensup Meng-sün tarafından kurulan Kuzey Liang Hun Devletinin, 439da Tabgaçlar tarafından yıkılması hadisesine bağlamak mümkündür. Sui-shuya (Çin yıllığı, 581-618) göre, bu Hun devletinde idareyi elinde tutan Tsü-kü (Chü-chü)ler imha edildiği zaman, A-shih-na (Aşına) kolu, 500 ailelik bir kütle halinde, Kan-su bölgesinden göçerek, Juan-juanlara sığınmışlardı. Gök-Türklerin nüvesini teşkil ettiği belirtilen ve Meng-sünün oğlu An-çu ve sonra torunu Şunun öldürülmesi üzerine önce Hsi-haida iken sonra Altaylara nüfuz eden bu kütle, Chü-chüler (Tsü-kü) yolu ile de Asya Hunlarına bağlanmaktadır ve hatta, bu kısa göç hareketini idare eden Aşına soyunun, Güney Hun tanhuları yolu ile Mo-tunun mensup olduğu ünlü Tu-ko (Tu-ku) ailesinden gelmesi kuvvetle muhtemeldir. Kurt ata inancı dolayısıyla Gök-Türk hakanlık belgesi, altından kurt başlı sancak (tuğ) olmuştur.

Göktürklerin Tarihi

Göktürk Kağanlığı 552 - 745 yılına kadar varlığını sürdürdü. Çinin Sien-pi kökenli Kuzey Zhou, Kuzey Qi, Sui ve Tang hanedanları ile uzun süre savaşmıştı.

Kardeş kavgaları, iç savaşlar ve Çinliler ile olan uzun savaşlar devletin yıkılmasına neden oldu. Yine de Türk toplumu tarafından kurulmuş olan bu Kağanlık Asya tarihinde kalıcı izler bıraktı.

Göktürk Tarihi (552 - 745) I. Göktürk Kağanlığı (552–581) I. Göktürk Kağanlığının Bölünmesi (581–603) Doğu Göktürk Kağanlığının Çöküşü (603–630) Batı Göktürk Kağanlığının Çöküşü (603–659) II. Göktürk Kağanlığı (681–745)

I. Göktürk Kağanlığı (Doğu-Batı Kağanlıkları) Göktürk Kağınlığı, VI.yüzyılın ortasında, Asyanın doğusunda Çin devletinin, batısında Sasani-İran devletinin sınırladığı İç Asya bozkırlarında, doğuda Avarlar, batıda Eftal / Ak Hunlar ile yapılan mücadeleler sonucunda ortaya çıktı. İlk Kağanları doğu kanadını yöneten Bumin Kağan, batı kanadını yöneten kardeşi İstemi Kağandır.

İli derleyen ve bu nedenle İliğ Kağan diye de adlandırılan Bumin Kağanın ölümünden sonra yerine oğlu Ko-lo/Kara Kağan geçtiyse de iktidarı kısa sürdü. Bir yıl sonra Mukan Kağan devletin başına geçti. Mukan Moğol soylu Kitanları yenerek Doğu Göktürk Devletinin sınırlarını Büyük Okyanusa kadar genişletti. Mukandan sonra tahta Ta-po/Taspar Kağan geçti. Ta-po, Budizmi kabul eden ve Çini baskı altında tutan yönleriyle sivrildi.

Doğuda bunlar olup biterken batıdaki sınırlarını Kırıma kadar genişleten İstemi Kağan öldü. Yerine oğlu Tardu Kağan geçti. Tardu, 603 yılına kadar hükümdarlığını sürdürdü.

Doğuda Ta-ponun ölümü üzerine tahta çıkan To-lo-pien (ya da sonraki adıyla Apa Tarkan) toyda / kurultayda yapılan kengeşte (müzakere) onaylanmadı. Yerine Ta-ponun yeğeni Şa-po-lio / İşbara Kağan ilan edildi. Çin politikalarının da tesiriyle batı kağanı Tardu, To-lo-pieni destekledi.} İşbaranın Apanın annesini öldürtmesi} doğu ile batı arasındaki ilişkileri bir daha düzelmemek üzere bozdu;} iki budun artık birbirlerine düşman hale geldi.

Tardunun ölümünden sonra Batı Göktürkleri, güçlerinin zayıfladığının bir göstergesi olan, yabguluk ve şadlık adları altında Aşena ailesine mensup kişilerce yönetildikten sonra 630 yılında Çin egemenliğine girdi. Bundan sonra On Oklar adını alarak Türgiş boyunun önderliğindeki boylar federasyonu şeklinde yüzyılın sonuna kadar Çin hakimiyetinde kaldılar.

Doğu Göktürk Kağanlığı ise, Şi-pi Kağannın 618de ölümüne kadar benliklerini korudular. Ondan sonra görülen Hie-li / İliğ Kağan Çinin başkentini kuşattı ise de tutsak alındı; esarette ölmesiyle I. Göktürk Kağanlığı tamamen yıkılmış oldu (630).

Aynı tarihte Çin İmparatoru Tai-tsung kendisini Türklerin Gök Kağanı ilan ediyordu. Hakanlığa bağlı Türk ve yabancı boylar etrafa dağılmaya başladılar, bunlardan bir kısmı ise Çine sığındı. 50 yıl süren esaret hayatında Türk budununu toparlama çalışmaları ve Çine karşı başkaldırma hareketleri (isyanlar) gözlenir. Bunların en ünlüsü 639da Gök-Türk prensi "Kür Şad"ın ihtilal denemesidir.

''1. Göktürk Kağanlığının doğu kanadı yönetimi:'' Bumin, Kolo, Mukan, Tapo, İşbara (581- 582 bölünme - 587) ''1. Göktürk Kağanlığının batı kanadı yönetimi:'' uzun ömürlü İstemi Yabgu, Tardu (Tardu zamanında bölünme)

II.Göktürk Kağanlığı (Kutluk Dönemi) 681 yılında Aşena ailesinden Kutluk Kağan, Çinin kuzeyine yerleşmiş Türk boylarını yeniden toparlamayı başardı. Çin, Kitan ve Dokuz Oğuzlar / Uygurlar ile yapılan savaşlar sonucunda Ötüken ormanında Göktürk Kağanlığı yeniden güçlendi. Kutluk, ili (devleti/ulusu) yeniden derlediği için İlteriş (ili derleyen) adını aldı.

692de ölen İlterişin yerine kardeşi Kapgan/Kapağan (Günümüz Türkçe karşılığı kapan=alan=Fatih) kağan oldu. Devlet kurulduğundan beri kağanlık danışmanı olan Tonyukukun da bulunduğu Kitana Tatabilere, Basmıllara, Çiklere, Azlara, Bayırkulara, Türgişlere/On Oklara (Batı Göktürk budunu, Kitabelerde sürekli Türgiş Kağanı Türküm, budunum idi ifadeleri bununla ilgilidir), Kırgız ve Dokuz Oğuzlara yapılan seferlerle II. Göktürk Kağanlığının sınırları Okyanustan Maveraünnehirdeki Temir Kapığ/Demirkapıya kadar ulaştı. İpek Yolunun büyük bir kısmı denetim altına alınmış oldu.

Kapganın, Bayırkuların kurduğu bir pusuda öldürülmesi üzerine Göktürk Kağanlığının başına oğlu inel (ya da ünal) geçti.Ancak kutlukun oğlu bilge, inelin kağanlığını kabul etmedi.Boy begleri (beyleri) bilgeyi kağan ilan etti.İnel kabul etmese bile öldürüldü.Yeni kağan başa geçince kardeşi Kül Tigine ordunun komutanlığını verirken, Tonyukuka vezirlik görevini verdi. Onun dönemi de amcası dönemindeki gibi devletin egemenliğindeki boyların başkaldırılarıyla geçti. Çinin desteklediği Uygur-Karluk-Basmıl bağlaşmasının Ötükene yönelik sürekli saldırıları, İpek Yolunun kilit noktası olan Çungaryanın Çinin denetimine geçmesi ve batıda On Ok budununu hakimiyetine alan Türgişlerin gün geçtikçe güçlenmesi neticesinde II. Göktürk Kağanlığı çöküşe sürüklendi. Bilge Kağanın, danışmanı Tonyukuku ve küçük kardeşi Kül Tigini kaybetmesinden sonra zehirlenerek} öldürülmesi üzerine yerine geçen Tengri Kağan çocuk yaştaydı. Onun kağanlığına karşı gelen Ozmış da ülkeyi toparlayacak güçte değildi. Nihayet Uygurlar 745te Ötükene girerek Göktürk Kağanlığına son verdiler.

İdare Ve Ordu Devleti Kağan ünvanlı hükümdar yönetirdi. Kağanda 'Bilge''lik, ''Alp''lık ve ''Erdem''lilik özellikleri aranırdı. İl denilen ülkeyi bilgili, kahraman, özü sözü doğru, erdemli devlet başkanı yönetirdi. Kağan'ın vazifeleri arasında savaş gücüyle devleti kurma ve düzene koyma, yeni alınan yerlere iskan, ''''töre'''' yani kanunları düzenlemek, halkı doyurup giydirmek vardı.Ülke geniş bölge teşkilatı gereğince Doğu ve Batı olmak üzere ikili devlet sistemine göre idare edilirdi.

Kağanın eşine Katun denirdi.Kağandan sonra gelen en yüksek rütbe Yabguluktur. Göktürkler, devlet idaresinin en soylu, tecrübeli Türk boylarının elinde kalmasına dikkat etmişlerdir.Önceleri sayısı bir olan Yabgu’ya, devlet genişledikçe ihtiyaç çoğalmış, Batı Türkistan gibi bölgelere de yenileri atanmıştır. Şehzadelere Tigin veya Tegin, Şad; eşlerine de Konçuy adı verilirdi. Tiginler, genel valilik, başkomutanlık gibi önemli memuriyetleri yaparlardı. Boy hükümdarına 'Kan (Han)'' denmektedir. Tarkan, Çur, Apa, Tudun, büyük memuriyetlerdendir.

Göktürk ordusu, yükselme döneminde Asya’nın en güçlü askeri kuvvetiydi. Ordunun üçte ikisi süvari, biri de piyadeydi. Akınlarda ve savaşlarda süratli hareket etmek esastı. Gece ve gündüz sıkı yürüyüşle yol alan ve atlarına nöbetle binen Türk süvarisi, hiç ümit edilmedik anda, hiçbir haber alma şansı bırakmadan düşman ordusuna saldırırdı. Savaşta düşman asker miktarı yüzbinleri bulursa, Türk ordusu kırdırılmazdı. Bozkır taktiği ile ilk önce geri çekilinirdi. Merkez üssünden ayrılan düşman, vurkaç ve gerilla savaşı ile yıpratılıp, ani baskınla yok edilirdi.Göktürklerin bayrak ve tuğlarının tepesinde altından yapılmış kurt başlı heykel bulunurdu. Tuğ ile davul da bağımsızlık sembolleriydi. Göktürklerin başkenti Ötüken’dir. Burası Orhun Irmağı ile Selenge Irmağının Tarim kolu arasında, ormanlar içinde bitki örtüsü ve suyu bol bir şehirdi. Ötüken’den başka Barshan, Çargelen-Çumgal, Çaldıvar, Atbaş, Şirdakbeg, Nanageldi, Fergana, Yassıkugart, Çikircik başlıca Göktürk şehirleridir.

Göktürklerde karar, seçim, insan ve hayvan sayımı için ziyafetli devlet meclisi mahiyetinde Kengeş Meclisi toplanırlardı.

Tuğ Doğu Göktürk kağanlarından Şipi Kağan (609-619), Suy Hanedanın son ve Tang Hanedanı’nın ilk yıllarından Çin’in iç siyasetine müdahale etmiştir. 617 yılında Çin otoritesine karşı isyan eden Çinli general Liang Şitu’na kendi askerlerini komuta ettirmiş ve Tadu Bilge Kağan unvanı ve kurt başlı tuğ (Çince: pinyin: láng tóu dào)’u armağan vermiştir. Aynı şekilde Liu Vuşu’a Dayan Kağan unvanı ve kurt başlı tuğu vermiştir.

Sanat Ve Edebiyat Orta Asyada yapılan araştırma ve kazılarda Göktürkçe yazılı eserler bulunmuştur. Para, taş ve ağaç üzerine yazılan metinlerden, para ve taşlar üzerine yazılanlar günümüze kadar gelmiştir.İlk Türk abidelerinde yazılara altıncı yüzyılda rastlanmıştır. Bunlar kısa metinlerdir. Elde kalan Bengü Anıtları, Orhun Yazıtları veya Türük Bengü Taşları da denen üç büyük yazıttır. Taşların üzeri oyulmak suretiyle yazılmıştır. Bu yazıtlar; Göktürk Kağanı Bilge Kağan, Kül Tigin ve Vezir Bilge Tonyukuk adlarına yazılıp, dikilmiştir. Yazıtlar kireç taşına yontularak yazıldığından zaman ve açık havanın tahribatına maruz kalıp, bozulmuştur. Bu yüzden bazı satırları ve birçok kelimeleri okunamaz durumdadır. Kül Tigin kitabesi, içlerinde en az tahribata uğrayanıdır.

Orhun abidelerinin yazıldığı Göktürk alfabesi 38 harflidir.Türklerin milli alfabesi olan bu yazı sisteminde 4 sesli, 9 birleşik, 25 de sessiz harf bulunmaktadır.Kelimeler birbirinden iki noktayla ayrılır. Türklerin İslam dinini kabülünden önce yazılan Orhun abideleri, muhteva olarak Türk tarihi ve kültürü bakımından önemlidir. Abidelerde; Türklerin yabancıların siyasetine alet olduğu zamanlarda bozulduğu, devlet kademelerinde bilgili ve ehil olmayan kadronun iş başına getirildiği zaman idare mekanizmasının iyi çalışmayıp, ahalide hoşnutsuzluk görüldüğü, yabancı kültürünün Türk birliğini zedeleyip, şahsiyetini kaybettirdiği, hitabet sanatına uygun bir anlatımla verilmiştir.Türk milletinin en zor şartlarda bile içinden kuvvetli şahsiyetler çıkıp, ülkeyi kurtarıp, devleti yeniden kurup, güçlendirdiği anlatılan abidelerde, devlet tecrübesi yanında Türklüğün, bağımsızlık fikrine yer verilmiştir.Ayrıca bu, kağanların millete hesap vermesidir.

Bilge Kağan abidesinde bugünkü dille şöyle denmektedir:

''''Türk Oğuz Beyleri, işitin! Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, ilini töreni kim bozabilir.''''

''''Ey Türk Milleti! Kendine dön.Seni yükseltmiş Bilge Kağanı’na, hür ve müstakil ülkene karşı hata ettin, kötü duruma düşürdün.''''

''''Milletin adı, sanı yok olmasın diye, Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım.Kardeşim Kül Tigin ve iki Şad ile ölesiyle bitesiye çalıştım...''''

Bu kağanlık sadece Asya tarihini değil Türk siyasi tarihini ve aydınlatan anıtlar bıraktı, Orhun yazıtları. Göktürklerin Göktanrı olarak adlandırılan bir inanca sahip oldukları tarih araştırmacıları tarafından dile getirilmektedir. Orhun yazıtları bu görüşü doğrulamaktadır. Müslüman olmadan önce tarihte ilk kez Türk adını devlet adı olarak kullanmış Göktürklerin dini Göktanrı diniydi.

Dil örnekleri klasik eski Türkçe kültürü (Göktürk 6/7/8yy. ile Orhun yazıtları) ve Türkiye Türkçesi kültürü

Göktürklerin Kuruluş Mitolojisi Çin yazılı kaynaklarına göre (550-557 yılın tarih kronikileri), Göktürklerin kökleri Orta Asya Hunlardan gelir. Göktürklerde hükümdar soyunun adı yazılı Çin kaynaklarına ve Türk sözlü geleneğine göre Asen (Asena veya Zena) 阿史那 dir.Bu kaynaklarda Göktürk Kağanlığını kuran Asena veya Zena ailesi kendi tanımlamada dişi bir kurdun soyundan geldiği anlatılmaktadır. Asena/Aşina/Zena/Aşına ailesinin, yalnız bir erkek çocuk hayatta kalmak üzere, katliama uğramış olduğu söylencesinde Göktürklerin erken tarihinde bir soyun topluca kıyımının toplumsal bilinci etkilediği bilinmemektedir.

Devletin doğu kanadını yöneten İşbara

İşbaranın bir sözü: ''''Size bağlı kalacak, haraç verecek kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi değiştiremem.Dalgalanan saçlarımı sizinkine benzetemem. Halkıma çin giysileri giydiremem. Adetlerimizi, kanunlarımızı değiştiremem. İmkan yoktur.Çünkü bu bakımlardan milletim fevkalade hassastır, adeta çarpan tek bir kalp gibidir.''''}

Bizans elçisine verilen cevap: ''''O Romalılar siz değil misiniz ki on dille konuşursunuz ve herkesi aldatırsınız? Siz Romalılar niçin bizim elçilerimizi Kafkaslar üzerinden Bizansa götürüyorsunuz ve Romaya gidilecek başka yol yoktur diyorsunuz? Yani biz, yollar geçilmez, her taraf arızalı, dağlık taşlık zannedelim de Roma İmparatorluğuna hücum etmeyelim mi? Böyle düşüneceğimizi mi sanıyorsunuz? Fakat biz Dinyeper nehrinin nerede bulunduğunu, Tunanın nereye aktığını iyi biliriz'}

Göktürklerin Türk tarihine katkıları Göktürk alfabesini geliştirmişlerdir. Orhun hitabelerini miras bırakmışlardır.

Ayrıca bakınız Doğu Göktürk Kağanlığı Batı Göktürk Kağanlığı İkinci Göktürk Kağanlığı Göktürk yazıtları

Göktürkler ile ilgili başlıklar Batı Göktürk Devleti Batı Göktürk Hakanlığı Batı Göktürk İmparatorluğu Batı Göktürk Kağanlığı Doğu Göktürk Devleti Doğu Göktürk Hakanlığı Doğu Göktürk İmparatorluğu Doğu Göktürk Kağanlığı Göktürk abecesi Göktürk Abideleri Göktürk Alfabesi Göktürk Devleti Göktürk Imparatorlugğu Göktürk İmparatorluğu Göktürk kağanlar listesi Göktürk Kağanlığı Göktürk Kitabeleri Göktürk Yazıtları Göktürk Yazıtlarının önemi Göktürkçe Göktürkler İmpararorluğu I. Göktürk Hakanlığı II. Göktürk Hakanlığı İkinci Göktürk İmparatorluğu İkinci Göktürk Kağanlığı
 
Üst