Aşk-ı memnu

yosun

yosun

Süper Yönetici
KİTABIN ADI AŞK-I MEMNU
KİTABIN YAZARI HALİT ZİYA UŞAKLIGİL
YAYIN EVİ İNLİLAP KİTABEVİ
BASIM YILI 1987

KİTABIN KONUSU :
Toplumun uzun yapısına aykırı bir nitelik göstermek.

KİTABIN ÖZETİ :
Firdevs Hanım’la kızları
İstanbul’ un tanınmış ailelerinden ve Göksu eğlenti yarinin sürekli ziyaretcileri arasında bulunmaktadırlar. Bir sandal gezintileride
Adnan bey’ in sandalı
onlarınkine dokunurcasına yakın geçer.adnan Bey
iki çocuklu bir dul adamdır
ama Firdevs Hanım’ ın küçük kızı Bihter’ le evlenmek istemektedir. Peyker ise zaten evlidir.

Firdevs Hanım
aralarındaki yaş farkını hesaba katmaksızın kızını Adnan Bey’ e verir. Nitekim bu yaş farkına rağmen
evlilikleri
gayet düzgün
hayatları derli topludur. Adnan Bey’ in kızı Nihal
son derece duygulu bir kızdır. Üvey annesine yaklaşmak isterse de anlaşamayacaklarını görür
kendi alemine çekilir. İnce
zeki
anlayışlı bir çacuktur. Hayatın güçlüklerini şimdiden sezmiştir. Nihal’ le kardeş çocuğu olan bir de Behlül vardır. Behlül’ ü Nihal’ le evlendirmek isterler. Nihal buna içten içe sevinir.onun sık sık ziyaretlerini elbette anlamıştır.. geçekteyse Behlül’ ün ziyaretleri Nihal için değildir. O
çapkın yaratılışlı
bir dalda duramayan bir insandır.Firdevs Hanım’ ın büyük kızı Peyker’ e karşı içinde bir yakınlık duymaktadır. Kadını tuzağına düşürmekte gecikmez. Bir kısım kadınların cürete karşı asla dayamayacaklarını denemeleriyle bilmektedir.

Bir gün Bihter
Behlül’ e şekerleme ısmarlar. Almak için de genç adamın doasına gider. Oda loştur. Vakit akşamdır. Biraz konurlar. Kadın odasından çıkacağı sırada Behlül birdenbire yengesini içeri çağırır. Kendisine duygularını anlatır. O
asıl Bihter’ i sevmektir. Ama Bihter
Behlül’ ü
Göksu’ da Peyker’ in ensesine eğilmiş
onu öperken görmüştür. Bu sahneyi hatırladıkça genç adamın sevgisini reddeder ona inanmaz. Buna karşılık
öteki
şeytanca bir buluşla
hayatının yalnızlığını körpe kadına anlatır. Onu baştan çıkarmak içi
n elinden geleni yapar
zayıf anlarından faydalanır ve sonunda bu işi başarır.

Bihter’ le Behlül’ ün sevişmeleri türlü tehlike içinde sürüp gider. Ta
delikanlının Nihal’ le evlenmesi yeniden ortaya atılıncaya kadar.Nihal’ i seven biri daha vardır: beşir. Beşir
evde büyütülmüş bir zenci çocuğudur. O da
bütün duygularıyla bu sarışın
ince kıza hayrandır. Ona karşı sevgisi yüzünden verem olmuştur. Kışta kıyamette
soğuk
sıcak demeden Nihal’ in peşini bırakmaz. Bir köpek bağlılığıyla bakar
hizmetine koşar. Gizli sevgisi bir yandan
Nihal’ in Behlül’ le evleneceğini duyduğu andan itibaren dayanılmaz duruma gelen kıskançlık sonunda Bekir’ i yere serer.
 
yosun

yosun

Süper Yönetici
Bir gün Nihal
kötü bir raslantı sonucu üvey annesinin gizli macerasını öğrenir. Bihter’ in nefti çarşafını giymiş
prova yapmaya kalkmıştır. Bunu fark edemeyen Behlül
Nihal’ i Bihter sanarak bir söz söylemiştir. Nihal bu iz üzerinden yürür ve işin iç yüzünü öğrenir. Bir akşam
merdiven başında
Bihter’ le Behlül’ ün bir konuşmasını gizlice dinlerken
işşittiklerine ince ruhu
sağlıksız vücudu dayanamaz
düşer bayılır. Böylece öğrendiklerini de açığa vurmuş olur.

Bihter Nihal’ le Behlül’ ün evlendirilmesine engel olmak istemektedir. Çünkü o da Behlül’ ü şiddetle kıskanmaya başlamıştır. Tecrübesiz vücudunun bütün gücüyle sevdiği adamı elinden kaçırmak istemez.

Bu çarpışık durum
kendiliğinden çözülür. Nihal
uğradığı sarsıntının etkisinden kurtulamadığı için o bayıldığı akşam yatağa düşmüştür. Onu yatakta
kendinden geçmiş bir halde yatakta gören Beşir
dayanamaz
uzun zamandan beri sezdiklerini
gördüklerini
duyduklarını
Nihal’ in yatağı başında
Adnan Bey’ e birer birer sayar
döker. Karısının kendisini aldattığını öğrenen zavallı adam deliye döner. Doğru Bihter’ I aramaya koyulur.

Bihter artık kendisi için çıkar yol kalmadığını
ne yaparsa yapsın hayatını
mutluluğunu kurtaramayacağına karar vermiştir. Bir kere kocasına dönmesi mümkün değildir. Onuruyla oynadığı bir insanın artık yüzüne bakamaz. Öte yandan Behlül ise
kendisinden hevesini alıncaer geç onu affedecek olan Nihal’ e dönecektir. Bu durumda kendisi nasıl yaşayabilir? Kocasının karşısına çıkmamak için odasına kapanır. Elinnde mini mini bir tabancayla
o genç yaşında ölümü düşünür. Buna nasıl katlanacaktır? Lakin Adnan Bey gelmiş
kapıya dayanmıştır. Bihter için iki yolu vardır ya nursuz bir hayata razı olmak veya olmamak…

Razı olmayacaktır. Adeta başka biri
bileğini büker
elindeki zarif
mini mini oyuncağa benzeyen tabancasının simsiyah küçücük ağzı
ona döner
Bihter intihar eder.
Bihter’ in intiharından bir süre sonra
Nihal iyileşir. Behlül insan içine çıkmaya yüzü kalmadığı için kaçıp gitmiştir. Bu acı hayat tecrübesinden sonra baba kız
artık birbirleri için
evet
yalnız birbirleri için yaşamaya karar verirler.

KİTABIN ANAFİKRİ:

İnsanlar
hayatını sürdüreceği insanı iyi seçmeli ve sadece maddi yönünü düşünüp bir insanla evlenmemeli olduğunu dile getirmektedir.

KİTAPDAKİ ŞAHISLARIN VE OLAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Firdevs Hanım: İstanbul’un tanınmış ailelerinden ve Göksu eğlenti yerlerinin sürekli ziyaretçileri arasında bulunan ve iki çocuk annesi olan bir hanım.

Adnan Bey : İki çocuklu dul bir adamdır ve sandal gezintileri düzenlemektedir.
Nihal : Adnan Bey’in kızı olup
bekartır. Aynı zamanda da çok duygulu bir yapıya sahiptir.
Peyker : Firdevs Hanım’ın büyük kızıdır. Aynı zamanda da evlidir.
Beşir : Evde büyütülmüş zenci çocuğudur. Bütün duygularıyla Nihal’a hayrandır.

HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitap dramatik bir aile yapısını gözler önüne sermektedir. Konusu çok açık ve anlaşılır biçimde yazılmıştır. Yabancı kelimelere neredeyse rastlamak mümkün değildir.
 
yosun

yosun

Süper Yönetici
KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:
Halit Ziya UŞAKLIGİL: Türk yazarı. İstanbul’da doğdu. Mercan Mahalle Mektebi’nden sonra Fatih Askeri rüştüyesine devam etti. Ailece İzmir’e taşındıklarında öğrenimine İzmir rüştiyesine devam etti. Mekhitarist okulunda Fransızca eğitimi aldı.İki arkadaşı ile 1884’te Nevruz dergisi
iki yıl sonra Hikmet gazetesini çıkardı. 1893’te İstanbul’a gelerek Reji idaresinde başkatiplik görevine başladı. 1896’da Edebiyatı Cedide topluluğuna katıldı.Meşrutiyetten sonra Darülfünunda Batı Edebiyatı dersleri okuttu.Sonra
Darülfünunda müderris oldu.Hükümet tarafından 1913’te Fransa’ya
1915’te Almanya’ya gönderildi. Cumhuriyetten sonra Yeşilköy’deki köşküne çekilerek gazetelerde yazmaya devam etti. Halit Ziya yazı hayatına
her konuda yazı ve tercümelerle girdi. Yazdığı şiirler Muallim Naci tarafından ağır bir dille yerilince mensur şiire yöneldi.1885’ten sonra yazmaya başladığı ilk romanları
Tanzimat romanının devamıdır. Bunlarda basit şemalarda duygusal aşk hikayeleri anlatılır. 1896’da Servet-i Fünun topluluğuna katıldıktan sonra Fransız romanlarını
özellikle teknik yapılarını ve anlatım ilkelerini incelemeye başladı. O yıllarda sürekli okuduğu yazarlar Balzac ve Paul Bourget’tir. Halit Ziya romanlarında
yaşadığı dönemin toplumsal şartları ve yetiştiği çevrenin özelliklerini dolayısıyla
genellikle varlıklı kişilerin hayatını ve meselelerini konu edindi. Kendi hayatına benzeyen hayatları tasvir etti; romanlarındaki kişiler
olayların oluşumu
Halit Ziya’nın iyi bildiği çevrelerden seçilmiştir. Roman kişileri tenkitçi bir tavırla ortaya koyan Halit Ziya
hikaye kişilerine daha çok şefkatle
acıyarak bakar; bunlar iyi yürekli
fedakar ve namuslu kişilerdir.Bu hikayelerde yazar
romanlarında olduğu gibi
küçük gözlemlerini değerlendirir.
Halit Ziya
ilk romanlarından beri aradığı anlatıma
Edebiyatı Cedide döneminde ulaştı.
Eserleri :
Roman :
Nemide
Bir Ölünün Defteri
Ferdi ve Şürekası
Mai ve Siyah
Aşk-ı Memnu
Kırık Hayatlar.
Uzun Hikayeler :
Bir Muhtıranın Son Yaprakları
Bir İzdivacın Tarihi Muaşakası.
Oyun:
Kabus(1918
Ankara Devlet Tiyatrosunda oynandı.)
Hatıraları:
Kırk Yıl
Saray ve Ötesi
Bir Acı Hikaye...
Servet-i Fünun devrinde
Tanzimat ile başlayan yeni nesir gelişerek olgunlaşmış ve bu devirde bugün klasik olarak değerlendirebileceğimiz güzel örnekler meydana getirilmiştir. Servet-i Fünun romancıları
Namık Kemal’in açtığı “sanatkarane roman” tarzını geliştirerek modern Batı seviyesine yükseltir. Servet-i Fünuncular yazdıkları hikaye ve romanlarda tasvir ve tahlil için önemli bir yer ayırmışlardır. Ayrıca bu hikaye ve romanlarda ilk defa kadın erkekle bir seviyede görülmüştür. Mai ve Siyah’ta belirtilen özellikler ustaca kullanılmıştır.
Roman ve hikaye tekniğindeki aksaklıklar bu dönemde ortadan kalkmış
yazarlar anlattıkları olayda aradan çekilmişlerdir.
Servet-i Fünun edebiyatının roman ve hikayede en güçlü ismi Halit Ziya’dır. Türk nesrinin gelişmesinde önemli etkide bulunmuştur. Halit Ziya’ya göre güçlü bir Türk nesir üslubunun oluşması için eski nesir yanlışlıklarından uzaklaşılarak
Fransız nesir üslubunun teknik özellikleri benimsenmelidir. Bu yüzden romanlarında sıfat tamlamaları ve benzetmelerde süslü cümleler yer alır.
Halit Ziya’nın romanlarındaki türler genelde yerleşmiş ve çevresinden sağlanmıştır. Sağlam bir tekniğe sahiptir. Bu romanlarında göze çarpmaktadır. Romanlarında yaşadığı dönemin etkisi görülür. Özellikle Fransız realist ve naturalistlerin tesirinde kalmıştır. Bunda aldığı eğitimin payı büyüktür. Batılaşma üzerinde durur. Genellikle realist ve psikolojik eserler vermiştir. Roman konuları genellikle aydın çevreler
hikaye konularını ise halk tabakasından seçmiştir. Kahramanlarını yaşadığı çevreden seçmiştir. Yazar genellikle belli bir kesimi ele alır ve o cemiyetin hastalıklı tiplerini işler. Bunlar “ev içi” romanlarıdır.
 
I$ık

I$ık

Gümüş Ufağı
Kitab ile dizinin alakası kalmamış. Peykerin yatak odası , Nihalin yatak odası , Behlülün evi.
Bence bu diziyi şikayet etmek lazım.
 
Venom

Venom

Bölüm Yöneticisi
En nefret ettigim dizilerden birisiydi turk örf ve adetlerine toplum ahlakina tamamen karsi bir dizi gercekten cok kötu.
 
Üst